caseriq

Vâkıa Suresi الواقعة

96 ayet · Mekke döneminde inmiştir · iniş sırası 46 · Kur'an'daki sırası 56

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَٰثَةً

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَفَٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَحُورٌ عِينٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSadece selama karşılık selam sözü işitirler.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

إِلَّا قِيلًا سَلَٰمًا سَلَٰمًا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDefterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءً

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

عُرُبًا أَتْرَابًا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDefterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiŞöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKarınlarınızı onunla dolduracaksınız;

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnun üzerine kaynar su içeceksiniz;

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiHem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَٰعًا لِّلْمُقْوِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فِى كِتَٰبٍ مَّكْنُونٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSiz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiRızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEğer defteri sağdan verilenlerden ise,

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَسَلَٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEğer, sapık yalancılardan ise,

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOna kaynar sudan konukluk sunulur.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiCehenneme sokulur.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu kesin gerçek budur.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

Bu ayetin tüm meallerini ve bağlamını gör →

Bir konu mu arıyorsunuz? Anlam aramasında sorunuzu yazın; tüm Kur'an anlam düzeyinde taranır.