caseriqKur'an'da anlam araması

Kalem Suresi القلم

52 ayet · Mekke · iniş sırası 2

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ نٓ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiNun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiNun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiŞüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiHanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiHanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBundan böyle, yalanlayanlara itaat etme;

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAyetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّا بَلَوْنَٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَا يَسْتَثْنُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAma onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAma onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰرِمِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَٰفَتُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍ قَٰدِرِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOrtancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

قَالُوا۟ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَٰوَمُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBirbirlerini yermeye başladılar.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik."

Bu ayetin tüm meallerini gör →

عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz."

Bu ayetin tüm meallerini gör →

كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAllah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiNe oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَمْ لَكُمْ كِتَٰبٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSeçtikleriniz herhalde orada olacaktır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَمْ لَكُمْ أَيْمَٰنٌ عَلَيْنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSor onlara: "Bunu kim üzerine alır?"

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiO gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَٰلِمُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiO gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَأُمْلِى لَهُمْ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiRabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiRabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiRabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

Bir konu mu arıyorsunuz? Anlam aramasını deneyin — sorunuz 6.236 ayette taranır.
Dil — 70