caseriqKur'an'da anlam araması

Zâriyât Suresi الذاريات

60 ayet · Mekke · iniş sırası 67

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiEsip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBundan, dönebilecek kimseler döndürülür.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!

Bu ayetin tüm meallerini gör →

ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!

Bu ayetin tüm meallerini gör →

يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiO, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

كَانُوا۟ قَلِيلًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar, geceleri az uyuyanlardı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSeher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌ لِّلْمُوقِنِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiRızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiGöğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ سَلَٰمٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiHemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiHemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiMelekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiElçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiElçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiElçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiZaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiCan yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiMusa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiFiravun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAd milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAd milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSemud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAyağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDaha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiGöğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz!

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDe ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."

Bu ayetin tüm meallerini gör →

كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiCinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiŞüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiZulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSöz verilen günün azabından vay o inkar edenlere!

Bu ayetin tüm meallerini gör →

Bir konu mu arıyorsunuz? Anlam aramasını deneyin — sorunuz 6.236 ayette taranır.
Dil — 70