caseriqKur'an'da anlam araması

Kamer Suresi القمر

55 ayet · Mekke · iniş sırası 37

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةً يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiÖyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün;

Bu ayetin tüm meallerini gör →

خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiGözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiGözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌ وَٱزْدُجِرَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌ فَٱنتَصِرْ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiO da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنْهَمِرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍ وَدُسُرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBenim azabım ve uyarmam nasılmış?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAd milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiNitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiNitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBenim azabım ve uyarmam nasılmış?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSemud milleti uyaran peygamberleri yalanladı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret;

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiOnlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle."

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAma bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBenim azabım ve uyarmam nasılmış?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiNitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiLut milleti uyaran peygamberleri yalanladı.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBiz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiLut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali"Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiMucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiSizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiYoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiToplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiDoğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAteşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiŞüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiBizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAnd olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur?

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَكُلُّ شَىْءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ

Diyanet İşleri Başkanlığı Mealiİnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiKüçük ve büyük, hepsi satır satırdır.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَنَهَرٍ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAllah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍۭ

Diyanet İşleri Başkanlığı MealiAllah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.

Bu ayetin tüm meallerini gör →

Bir konu mu arıyorsunuz? Anlam aramasını deneyin — sorunuz 6.236 ayette taranır.
Dil — 70